• Dolar Alış 13.4463TL
  • Dolar Satış 13.3926TL
  • Euro Alış 15.2394TL
  • Euro Satış 15.1786TL
Reklam
Reklam

DONDUM ANAM 

, 0 Yorum

Burası Sarıkamış

Anam ellerimi kınalamış.

Tek bir kurşun atamadan

Kader de ölmek de varmış.

22 Aralık 1914 – 15 Ocak 1915  tarihleri arasında;

Sarıkamış’ta donarak can veren Mehmetçiklerden Selim Onbaşının Şehit olmadan birkaç saat önceki duygularını aktarıyorum sizlere. Gelecek nesillere ibret olsun diye, onu sizlerle buluşturmak istedim.

1914 yılının Aralık ayı ortalarıydı. Evet işte bu tarihte başladı adım adım, Sarıkamış’taki şehadete yolculuğumuz. 

Aldığımız her nefes, daha ciğerlerimize ulaşamadan donuveriyordu nefes borumuzda.

Kar, bora, fırtına, öylesine şiddetli ki, göremiyorduk bir adım önümüzdekileri.

İçimizden Allah’a dualar ediyorduk, senden ümit kesilmez, Allah’ım diyorduk.

En çok da bir kurşun atamadan Allahûekber dağlarında donarak ölmek ürpertiyordu içimizi.

Önce çarıklarımız, sonra ayaklarımız dondu. İlk olarak ayaklarımızda başladı uyuşma.

Günlerce gözümüzü yollara dikip, kışlık giyecekleri boşuna beklemiş durmuştuk. Meğerse kaderimizde, üzerimizdeki yazlık kıyafetlerle donarak şehit olmak varmış.

Biz vuruşarak ölmeyi planlarken, nereden çıktı donarak ebediyete yürümek. Sonsuzluğa yürürken bile kendimize sürekli bu soruları soruyor ve son durumumuzu sürekli sorguluyorduk. 

Yürümeye çalışırken topluca kelimeyi şahadet yükseliyordu arşı alaya. Sarıkamış’ı görmeden, Rus’u Sarıkamış’tan sürmeden alma canımızı Allah’ım diyerek yalvarıyorduk içimizden.

Günlerce yaşamak için direndik. Ne yeterli gıdamız ne de ilacımız kalmıştı. Donarak ölmenin kaderimiz olduğuna artık hepimiz inanmaya başladık.

Bizi böylesine dondurucu soğukta dağlara sürenlerin, bizi ölüme terk edenlerin amaçlarının ne olduğunu sorgulayamadan ölüveriyorduk yollarda.

Destan yazamadan ölmek, amaca ulaşamadan donarak can vermek, acıların en büyüğüydü.  Biz destan yazamadık ama ölümümüzle destanlaştık.

Arkadaşlarım gibi artık bende yürüyemiyordum ölüm sırası bana da gelmişti. Çarıklarım ayaklarımla bütünleşmiş buz tutmuştu. O sırada anamı gördüm karşımda, başımı okşuyor ayaklarımı ısıtıyor, bir yandan da kurban olurum oğul sana diyerek ahu figan ediyordu.

Ağlamaklı bir ses ile sürekli olarak diyordu ki;

Selim’im can Oğlum. Ben seni doğurdum büyüttüm ki sahip çıkasın vatana. Sen şimdi vatan uğruna hakka yürüyorsun. Gidince peygambere selamımı ilet; ona deki bak anam kınaladı iki elimi.

Biliyorum çok üşüyorsun oğul. Ama sıcak tut sen içini.

Bak az kaldı, birazdan cennetin en mükemmel bahçelerinde olacaksın.

Eğer oraya varırsan, sakın unutma beni oğul. Ne olur bana da şefaat eyle, al beni de yanına oğul.

Anamı görünce unutuverdim acılarımı, bedenim uyuşuyor ayaklarımdan canım çekiliyordu. Son olarak sordu anam bana.

Üşüyor musun hala oğul?

Ne üşümesi anam; dondum, vallahi dondum anam. Soğuktan ciğerlerim kavruldu. Neyse ki yanımdasın anam. Senin sıcaklığını hissetmesem çok zor olurdu ölümüm anam.

Söz veriyorum, peygambere ileteceğim selamını. Gönlünü ferah tut, hakkını helal et oğluna anam…

Şimdi sizlerde gözlerinizi kapatın Sarıkamış’ta şehit düşen yüz bini aşkın Mehmetçikten birinin yerine koyun kendinizi. Bir Selim’de siz oluverin. Aylardan aralık, yıllardan 1914 olsun.

Ne olur ölüme giden o kahramanların mükemmel ruhlarını kendi ruhunuzda sizlerde hissedin.

Sizlerde “Dondum Anam” diyerek, ananıza ahu figan ederek, şahadete yürümenin duygularını yaşayın yüreğinizde.

Bu Yazı SARIKAMIŞ Şehitlerimizin Anısına kaleme aldığım duygusal bir yazıdır. Umarım amacına ulaşmıştır.

Tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun.

Vatanımız var olsun, huzurumuz daim olsun.

Rabbim Türk Milletine bir daha böyle bir acı yaşatmasın.

                                                                          M.YLDZTŞ

Değerli Okurlar Erzincan Can Medya gurubunda köşe yazılarımız ve TELEVİZYON programlarımızla sizlerle birlikteliğimize devam ediyoruz.

Desteklerinizi bekliyoruz.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN