• Dolar Alış 5.7668TL
  • Dolar Satış 5.7438TL
  • Euro Alış 6.3933TL
  • Euro Satış 6.3678TL
Reklam
Reklam

Obezite-fisiksel aktivite ve diyabet

, 0 Yorum

Haber: Oktay Kılınç

İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Birimi tarafından kurumdaki personellere Obezite-Fisiksel Aktivite ve Diyabet konuları ile ilgili eğitim düzenlendi. Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Refika Tufan tarafından yapılan bilgilendirme sonrası isteyen kişilerin poliklinik hizmetlerinden faydalanabileceklerini belirtti.

Peki Obezite nedir?

Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır.

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır

İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir.

Karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının çektiği şeyleri yemek veya içmek değildir.

Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç, yaşlı, işçi, sporcu, kalp-damar, şeker, yüksek tansiyon hastalığı, solunum yolu bozuklukları vb.) yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklerine ve hastalık durumuna göre değişen günlük enerjiye ihtiyacı vardır.

Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir.

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’i, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30’un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

Günlük alınan enejjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vucutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

Buna paralel olarak, günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır.

Anlaşılacağı üzere obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (%20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

Obezitenin nedenleri

Obeziteye neden olan etmenler tam olarak açıklanamamakla birlikte aşırı ve yanlış beslenme ve fiziksel aktivite yetersizliği obezitenin en önemli nedenleri olarak kabul edilmektedir. Bu faktörlerin yanısıra genetik, çevresel, nörolojik,fizyolojik, biyokimyasal, sosyo-kültürel ve psikolojik pek çok faktör birbiri ile ilişkili olarak obezite oluşumuna neden olmaktadır. Tüm dünyada özellikle çocukluk çağı obezitesindeki artışın sadece genetik yapıdaki değişikliklerle açıklanamayacak derecede fazla  olması nedeniyle, obezitenin oluşumunda çevresel faktörlerin rolünün ön planda olduğu kabul edilmektedir.

Obezitenin oluşmasında başlıca risk faktörleri aşağıda sıralanmıştır :

Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları

Yetersiz fiziksel aktivite

Yaş

Cinsiyet

Eğitim düzeyi

Sosyo – kültürel etmenler

Gelir durumu

Hormonal ve metabolik etmenler

Genetik etmenler

Psikolojik problemler

Sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama

Sigara- alkol kullanma durumu

Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.)

Doğum sayısı ve doğumlar arası süre

Diyabet yönetiminde fiziksel aktivite

lk diyabet  teşhisi aldığımdan beri hayatıma soktuğum ayrılmaz üçlü, doğru beslenme, egzersiz ve ilaç tedavisi oldu.Toplum bilinci olarak, her ne kadar  hareketsizliğe meyilli olsakta, günlük hayattaki fiziksel aktivitelerin fazla olmasının diyabetli hastaların yaşam kalitesini arttırdığı gösterilmiştir.

Hepimizin günlük tedavi profili, kullandığı ilaçlar ve aldığımız karbonhidrat miktarı farklı olduğundan, ezgersiz planımızı hekimimizle beraber yapmakta fayda var. 

Egzersiz ve fiziksel aktiviteyi de birbirinden ayırmak lazım. Egzersizler, planlanmış ve amaca yönelik yaptığımız, spor salonunda antreman yapmak , bisiklete binmek ve koşmak gibi…  Oysa ki gün içerisinde asansör yerine merdiven kullanmak, ev işleri , alışveriş eylemleri de kaslarımızı harekete geçirir.

Peki egzersizin diyabete faydası nelerdir?

 İnsülin etkisinin en çok görüldüğü nokta kaslarımızdır.Kaslarımızın aktif olması insülin direncini önler.    Sayıca fazla olan tip 2 diyabetlilerin kilo vermesini kolaylaştırır.

 3 aylık kan şekeri ortalamalarımız ( hemoglobin A1C ) lerimiz daha düşük çıkar.

  Kas kitlemiz arttığı için bizi damar hastalıklarından koruyor.

  Komplikasyon riskini azaltıyor.

 Zihin sağlığı olarakta daha iyi hissetmemizi sağlar.Yaşam enerjimiz artar. Ve daha birçok pozitif etkisiyle beraber, bir diyabetlinin spora başlamadan önce bilmesi gereken sorumlulukları var. Burada da tekrar eğitimin ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmek istiyorum.

 Kan şekerlerimizi öncesi sonrası mutlaka ölçelim.

 Spor salonu tercih ediyorsak, hijyen kurallarına dikkat edelim.

 Kan şekerimiz 220 üzeri ise spor yapmayalım.Çünkü bu vücudumuzda yeterince insülin olmadığını gösterir.Keton oluşumuna neden olabiliriz.Hatta spor yaptığımız  halde kan şekerimizin düşmediğine şaşırabiliriz.

 Kan şekerimiz 120 ‘nin altında ise karbonhidrat alıp, başlamalıyız yoksa hipoglisemiye girebiliriz. 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN
error: Bu içeriğin tüm hakları erzincannet.com.tr\'ye aittir.